Öne Çıkanlar aksen dolar yükselir mi euro Çimento ihracatı

Bu haber kez okundu.

Altın yükselişini sürdürecek mi? Bu seviyelerden altın alınır mı?

Altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareketlilik altın yatırımcılarının yüzünü güldürdü. Küresel belirsizliklerin arttığı her zaman diliminde yükselişe geçen altın bu küresel kriz ortamında da yükselişe başladı. Altın yatırımcıları şimdilerde şu sorunun cevabını arıyor. Bu yükseliş sınırlı bir yükseliş mi? Yoksa devamı gelecek mi?

Altın yükselişini sürdürecek mi? Bu seviyelerden altın alınır mı?

İran’ın ABD’ye ait İnsansız Hava Aracını düşürmesi ve sonrasında yapılan karşılıklı açıklamalar geçtiğimiz ay karşımıza çıkan en önemli jeopolitik risklerden birisiydi. Dünya ticaret hacmine yönelik endişeler ve küresel büyümenin yavaşlayacağı korkusuyla güvenli liman alımlarıyla birlikte yükselen ons altın; geride bıraktığımız haftada FED’ in faiz indirimlerinin kapısını aralamasıyla birlikte dolardaki global bazda değer kaybına paralel olarak yaklaşık son 6 yılın zirvesine tırmandı ve ABD-İran hattındaki krizin de derinleşmesiyle birlikte 1438 Dolar seviyelerine kadar ulaştı. Ons altındaki yukarı yönlü bu hareket, 1400 USD direncinin geçilmesinin kalıcılığı ve 1600 USD seviyesinin yeni hedef olup olmayacağı sorularını gündeme getirdi. Her ne kadar G20 zirvesinden gelen yapıcı mesajlar ons altın fiyatını yeni haftada 1381 seviyelerine kadar geriletse de trende dair yorum yapabilmek için küresel büyümenin yavaşladığı, belirsizliklerin arttığı zaman dilimlerindeki hareketlere bakmak gerekiyor çünkü altın güvenli liman olma özelliğini korumaya devam ediyor.

2008 Küresel Krizinin ardından politika faizini 0’lı seviyelere kadar düşürerek likiditekoşullarını bollaştıran FED, 2013 yılının Mayıs ayında makroekonomik verilerin normale dönmeye başladığını belirterek Niceliksel Gevşeme (QE) programını kademeli olarak sonlandıracağını duyurmuştu. 2015 yılının Aralık ayında, büyüme oranlarında istikrarın sağlanması ve güçlü makroekonomik verilerin de desteğiyle faiz artırımları başladı. O sıralarda 1046 seviyesinde işlem gören ons altın; ticaret savaşları, küresel büyümede yavaşlama beklentileri ve jeopolitik risklerle birlikte son yılların zirvesine ulaştı. Ons altının fiyatlama hareketinin tarihsel sürecine baktığımızda, ABD tahvil faizleri ve doların global bazdaki değeriyle ters korelasyon içerisinde olduğunu söyleyebiliriz. Tahvil faizleri arasındaki farkın kapanması, hatta negatif getiriye dönüşmesi resesyon sinyali olarak görülüyor. Grafik 1’e bakacak olursak tahvil faizleri 0 seviyelerine yakınsadıkça ons altın fiyatlarının da yükseldiğini görebiliyoruz.

Önceki analizlerimizde de orta vadeli ons altın fiyatı olarak referans verdiğimiz 1425 USD seviyelerine Haziran ayı içerisinde ulaşıldı. Bu süreçte ABD-Çin ticaret anlaşmasının bir türlü gerçekleşmemesi, Brexit sürecinin yılan hikâyesine dönmesi, ABD-İran arasındaki restleşmeler ve Avrupa ekonomisindeki içsel problemler gündemdeydi. Bu satırların yazıldığı tarih itibariyle dünya ekonomisindeki risklerden bazıları canlılığını korumaya devam ediyor. Kimi zaman yeni riskler altının fiyatlamasına dâhil oluyor. ABD ile Çin’in hafta sonu gerçekleştirilen G20 zirvesinde ticaret görüşmelerini sürdürme kararı alması, global piyasalarda pozitif bir hava yaratsa da, önümüzdeki dönemde anlaşmaya varmaları durumunda dahi bu haber akışı ons altındaki yukarı yönlü hareketi durdurmaya yetmeyebilir.  

Küresel Resesyon İhtimalinin Belirginleşmesi, Ons Altını 1600 USD Seviyesine Taşır mı? Haziran ayında küresel ekonomiye dair risklerin daha da belirginleşmesi ve FED’ in politika faizini kademeli olarak indireceğine dair beklentilerle yükselen altın, artan jeopolitik risklerle birlikte ivme kazandı. Çoğu piyasa analisti de dolardaki global bazda değer kaybına paralel olarak altının yukarı yönlü hareketine devam edeceği konusunda hemfikir durumda. Dolar endeksi FED’ in parasal gevşemenin kapısını aralamasıyla birlikte kritik bir nokta olan 96 seviyesinin de altını görmüştü. Dolardaki değer kaybı, parasal genişlemenin detaylarının ortaya çıkmasıyla birlikte daha da artabilir. Buna neden olan bir diğer ana etmenin ise ABD’nin uluslararası ticarette izlediği şahin tutum olduğu da şüphe götürmüyor. Hisse senedi veya tahvil gibi herhangi bir ödeme, kar payı taahhüdü bulunmayan altın, getirilerin düşmesiyle birlikte yatırımcıların ilk tercihi oluyor. Ons altının tarihsel dinamiğine baktığımızda da bu durum net bir şekilde gözlemlenebiliyor.

Altının yukarı yönlü hareketini destekleyen senaryoya bakacak olursak; FED’ in politika faizini düşürmesi ve belirli bir noktadan sonra 0’lı seviyelere yakınsaması durumunda piyasalar nezdinde FED’ in niceliksel gevşemeye gidebileceği beklentileri doğurabilir. Bu durumda ABD’ deki getiri eğrisi negatife dönebilir. ABD 10 yıllık tahvilleri ile 3 aylık bononun getirilerine baktığımızda getiri eğrisinin terse döndüğünü görebiliyoruz. Bu da bize güçlü bir resesyon sinyali veriyor. Öte yandan ABD’nin Çin ile küresel ticaret savaşını başlattıktan sonra, Avrupa ve Japonya’da da cephe açması; Çin ile bir anlaşmaya varılsa bile Avrupa ve Japonya’nın ABD’nin tutumuna nasıl karşılık vereceği sorusunun cevapsız kalmasına neden oluyor. Kaldı ki ABD ile Çin arasında ticaret konusunda bir müzakereye varılması ABD’ deki resesyon ihtimalini önlemeye yetmeyebilir. FED başkanı Powell da son konuşmasında ABD ekonomisi için aşağı yönlü risklerin canlı kalmaya devam ettiğini belirtti. Makroekonomik tablodaki olumsuz görünüm de altın fiyatlarının yukarı yönlü hareketine destek oluyor.   

Özetlersek; altındaki yukarı yönlü hareket alanı 1600 USD seviyelerine kadar açık görünürken, olası geri çekilmelerde 1375 seviyesi son 5 yılın önemli bir destek noktası olarak karşımıza çıkıyor. Ons altında yukarı yönlü hareket beklentilerinin 3 ana sebebi olduğunu söylemek mümkün. Daha önce, daha fazla faiz indirimi ve daha fazla parasal genişlemenin Avrupa Merkez Bankasının araç seti arasında olduğunu söyleyen Mario Draghi’ nin görev süresi Ekim ayında dolacak olsa da Avrupa Merkez Bankasının kurumsal vizyonu değişmeyecektir. Avrupa ekonomisi resesyon riskinden korunmak ve deflasyon riskini bertaraf edebilmek amacıyla parasal genişlemeye gidecektir. Japonya Merkez Bankasının da parasal genişlemeye devam etmesi durumunda yatırımcılar değer saklama aracı olarak altına hücum edebilirler. Bu da altının yukarı yönlü hareketini destekleyecektir. Altının yüksek kazanç sağlamasının yanında Türk yatırımcı açısından sigorta işlevi gördüğünü de ekleyebiliriz. Altının ons fiyatı dolarla belirlendiği için fiyatı arttığında, eğer Dolar da TL’ye karşı değer kazanırsa bu gram/TL fiyatına da yukarı yönlü bir şekilde yansıyor. Altın veya dolardan birisinin düşüp diğerinin yükseldiği durumda ise denge sağlanıyor. İkisinin de aynı anda düştüğü tarihsel fiyat geçmişine baktığımızda pek rastlanabilir bir durum olmadığını eklemek gerekiyor. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.